Adam Gibi Adam-8 (FİNAL!)
11/10/2009BÖLÜM 9
Babam, 4,5 saat sonra, hastaneden ameliyathaneden çıkıyor, yoğun bakıma alınıyor. Doktorun söylediğine göre, ameliyattan sonra eğer bir komplikasyon ( ameliyat sonrası gelişen ani rahatsızlık) olmazsa, 2 hafta içinde hastaneden taburcu edebilirmişiz, ama hayatının geri kalanında stressiz, sağlıklı bir hayat sürmesi gerekiyormuş. Hepimiz seviniyoruz bu duruma.
2 hafta sonra babamı eve alıyoruz, odası falan hazır. Kısa bir süre için hemşire tuttuk, babama ve anneme yardımcı olmak için. Hülya, İstanbul’ a gitme hazırlığı yapıyor. 1 hafta sonra gidecek. Üniversite ve yurtlara kayıt için biraz erken gitmesi gerekiyormuş, yaklaşık 3 hafta var okulların açılmasına. Kararım karar, bu sene eşekler gibi ders çalışacağım. Daha iyi bir iş buldum bir otelde. Orada da garsonluk yapacağım. 5 yıldızlı bir otel. Hülya bunu duyunca “sen ordaki bikinili kızlara bakmaktan, ne ders çalışırsın, nede okursun oğlum” dedi, ama oda bal gibi biliyor ki, benim gözüm ondan başkasını görmüyor.
…
- Hülya, beni seviyor musun?
- Nasıl bir soru bu ya? Manyak mısın sen ya?
- Seviyor musun dedim?
- Ne kadar sevdiğim her halimden belli olmuyor mu?
- Tamam, peki, geleceğini benim üzerime kurmak ister misin?
- Benim gelmişim, geçmişim, şimdiki zamanım bile sensin Ali!
- O zaman sen İstanbul’ a gitmeden önce bir söz keselim, ne dersin?
- Sen ciddi misin?
- Evet, çok ciddiyim.
- Nereden çıktı bu şimdi?
- İstemiyor musun sen?
- İstemez olur muyum, ama babama böyle çat diye söyleyebilir miyim ki?
- Baban, benim çocukluğumu biliyor, ayrıca ilişkimize de onay veriyor.
- Tamam, ben konuşayım, en kısa zamanda gelin o zaman!
- Tamam bitanem. Ben hemen gideyim konuşayım babamla!
- Aşkım, araşırız o zaman.
- Tamam bitanem
Hayatımın aşkı, biricik Hülya’ mla evlilik için ilk adımı attık sayılır.
- Vay, ne haber baba?
- İyidir koç. Senden?
- İyidir ya ne olsun. Baba, biz Hülya’ yla bir karar verdik. Ama sanada söylemem gerek.
- Hayırdır inşallah oğlum, ayrılmadınız değil mi?
- Yok babacığım, ayrılmadık. Biz düşündük ki, Hülya İstanbul’ a gitmeden önce bir söz yüzüğü takalım diyoruz. Ne dersin?
- Oğlum, siz anlaşmışsanız bize ne demek düşer. Peki Hülya’ nın babası ne diyor?
- O zaten ilişkimize onay veriyordu baba. Ama Hülya genede konuşacak babasıyla.
- Tamam oğlum, hayırlısı diyelim ne diyelim.
- Baba ya, sen anlatırsın değil mi anneme. Bizimkilerle Harun’ un mezarına gideceğiz de. Bekletmeyeyim çocukları.
- Tamam oğlum.
Babadan da onay aldık, sevincim ikiye katlandı yemin ederim. Koştura koştura gidiyorum, cafenin oraya.
S: Nerdesin lan sen bu saate kadar?
-: Oğlum, hayırlı bir iş vardı da.
L: Ne oldu ki oğlum?
E: Hülya?
-: Evet kardeşim Hülya, beyler biz Hülya’ yla sözlenmeye karar verdik.
Hepsi birden sevinç çığlıkları atıyor.
E: E oğlum, bunu kutlamalıyız! Mezardan sonra bize gelin, 40 yılda bir rakı ziyafeti çekelim be!
L: Ben gelmem oğlum bu Serkan ayısı varsa.
S: Niye lan naptım oğülum ben!
L: Son içtiğimizde içip içip Sadiye Teyze’ nin balkonuna kustun ya!
A: Ya oğlum, işte herkes edebiyle içer. Hadi hadi acele edin.
Harun’ un mezar ziyaretini hallettikten sonra, Erhan’ ların evine gidiyoruz.
arası!
A: Hayvansın hayvan!
A: Lan oğlum Erhan, annenler nerde?
E: Babacım onlar Dalaman’ a gittiler. Turgutreis nere, ora nere? 3-5 gün kalırlar orda.
S: Hayırdır lan niye gittiler Dalaman’ a?
E: Anneannem rahatsızlanmış, ona bakmaya gittiler.
L: Geçmiş olsun kardeşim.
E: Sağolun kardeşim.
A: Oğlum nereye koydunuz ezmeyi!
E: orda yok mu lan?
A: Var ama yarısı var. Diğer yarısı nerde bunun!
S: Levent?
L: Tamam lan, yedik az buçuk bişiyler.
A: Az buçuk mu? Allahından kork oğlum, zaten 200 gram aldık, yarısı gitmiş be!
L: Çok lezzetliydi lan!
A: E, ekmeğin yarısı da yok! Sen nasıl bir insansın ya?
L: oo, öyle güzel gidiyor ki, ekmek
L: Sağolasın evellalah öyleyiz!
S: Ali! NE var ne yok getir be oğlum, açlıktan ayakkabılarımı kemireceğim şimdi!
A: Tamam tamam getirdim kardeşim. Sucuğumuzda hazır. Hadi beyler sağlığımıza. Oğlum! Erhan, şöyle aç bir Zeki Müren, Muazzez Ersoy. Felekten bir gece çalalım ya.
A,S, E, L: Sormaaaa ne haldeyim, sorma nöbetlerdeyim, sorma yangınlardayım, zaman zaman!
…
H: Alo, aşkım, konuştum babamla. Bu akşam gelsinler dedi.
A: Tamam aşkım, bu akşam 8. Uygun mudur?
H: Tamam aşkım, çok heyecanlıyım ya!
A: Bende birtanem, bende!
Gidiyorum, Metin Usta’ nın pastanesinden en güzelinden bir çikolata paketi, Aysel Abla’ dan da çiçek alıyorum. Her zaman giydiğim takım elbisem bu sefer daha farklı görünsün diye, kravat almaya karar veriyorum. Doğru pazara. Kırmızı desenli bir kravat alıyorum, babama da gök mavisi bir kravat alıyorum hemen koşar adım eve gidiyorum, hemen hazırlanıyorum, traş için Halim Abi’ nin yerine gidiyorum. Güzelce bir saç-sakal… Oh, mis. Ali, sen bu kadar yakışıklı mıydın lan? Aşık olasım geldi kendime yemin ederim.
Akşam, bizim Serkan’ ın arabasını alıp, Hülya’ ların evine gidiyoruz. Her zaman ki konuşmalar. Hülya geliyor kahveleri veriyor. Benim kahvem acı tabi J Çaktırmıyorum ama yanacam arkadaş! Neyse, Hülya’ nın aşkından bu kadar zaman yanmışım, kahveden mi yanacam! Hüüüp.
“ Allahın emri, peygamberin kavliyle, kızımız Hülya’ yı, Oğlumuz Ali’ ye istiyoruz.”
Ne ne ne? Bidaha desene baba ya! Sus Ali sus, kendi kendine konuşmaya başladın gene.
“ Bana sorarsanız, bize laf düşmez. Ama taktir edersiniz ki, burada kızımın geleceğinden bahsediyoruz. Kızım ister misin?”
“ Bilmem ki, babacığım siz nasıl uygun görürseniz.”
Tribini yiyim Hülya’ m benim. Evet diye bağırmamak için zor tutuyor kendisini aşkım benim J
“ O halde, hayırlı uğurlu olsun. Oğlum, ver yüzükleri de artık, resmen olsun bu iş…”
“ Buyurun efendim.”
“ Babacığım dersen iyi olacak oğlum.”
“ Siz nasıl uygun görürseniz babacığım.”
“ Hayırlı ve uğurlu olsun… Allah tamamına erdirsin…”
İlk sömestr da, nişan yapacağız. Sonrada Haziran ayında düğün inşallah. Çok mutluyum, mantar yutmuş mario gibiyim…